¿


Pirates of the Caribbean’la Geçen 24 saat
Temmuz 14, 2008, 8:48 pm
Filed under: filim, tiriviri

Son 24 saatte 3 filmi tekrar izlemek suretiyle 8 saate yakın zamanımı aldı korsanlar. -Bu arada 7 saat uyuduğumu ve sabah kalkıp okula gittiğimi de belirtmem lazım.- Yüzüklerin Efendisi dışında tamamını sinemada izlediğim tek seri olma özelliğine sahip olmasından zaten çok sevdiğimi anlamam lazımdı ama tekrar izleyince farkettim ki tapıyorum ben bu seriye.

Özenle altını çiziyorum ama “jack sparrow çok tatlıaa” veya “üfff keira knightley taşozz” sevmesi değil. Seriyi komple seviyorum.

  • Geoffrey Rushın hastalıklı derecede mükemmel oyunculuğunu (3. filmde şov yapıyor resmen)
  • Johnny Deppin Keith Richards‘tan özenerek yarattığı karakterin harbi Keith Richards karşısında göze batmamasını
  • Sürekli herkesin birbiri ardından dolap çevirmesini
  • Dövüş kareografilerini
  • Dövüş mekanı saçmalığının, kareografilerin zorluğunun, katakullilerin ve film uzunluğunun her filmde artmasını seviyorum.

Bu kadar da değil. Detayları seviyorum. Barbosa‘nın elmasının elinden düşürmemesini, 2. filmin sonunda canlı kanlı olarak nihayet elmayı yiyebilmesini, Davy Jones‘un hikayesinin tamamını, James Norrington‘ın her filmde bambaşka adamlar olmasını seviyorum. The Curse of the Black Pearl‘in başındaki muhabettin, At World’s End‘in sonunda tekrarlanmasını, laf sokmalara bazen film atlayarak da olsa karşılık verilmesini seviyorum.


3 filmi bu kadar kısa sürede izleyince bazı şeyler gözümüze batıyor tabi. Hikaye esasen Will Turner’ın hikayesi. Hatta Kingdom of Heaven’a da benziyor. İkisinde de nalbur olan Orlando çocuğumuz hikayenin sonunda “çüş falan olarak” kazanabileceği en hayvani sıfatları kazanıyor. Jack Sparrow köyün delisi tadında bir karakter olabilirmiş azcık dialoglarını azaltsalar. Oyunculuk desen Geoffrey Rush, hikayenin kahramanı desen Orlandı Bloom, karakter hikayesi desen Davy Jones iken neden Jack Sparrow’dan ibaret gibi gözüküyor seri? Onu da Johnny Depp’in uluslarası kabul gören karizmasına sorun…

İlk filmin başından, üçüncü filmin sonuna kadar özetlersek:

Jack Sparrow ve Hector Barbosa birer kere ölmelerine rağmen seriyi canlı bitiriyorlar.
Elizabeth Swann küçük bir kız olarak ilk aztec altını çalmasıyla başladığı seriyi korsanların kralı olarak tamamlıyor.
Will Turner ölümden dönüp nalbur olduktan sonra Flying Dutchman‘in kaptanı olarak ölümsüz ve belki de en önemli korsan oluyor.
Will ve Elizabeth evleniyorlar bir de üstüne üstlük savaşın ortasında. Görkemli bir sahne çekmek adına çok abartılmış ama filmin genel mantığına uygun olarak eğlenceli bir sahne olmuş tabi ki…


2 Yorum so far
Yorum bırakın

bah, dediklerine bi şey demiyorum, ama jack sparrow’a biraz haksızlık etmişsin yiğenim.
bi de elizabeth kral olmaz kraliçe olur hihihohoh…

Yorum tarafından operadaki fantom

paso king diye bahsediliyor kendisinden. yoksa bende biliyorum baron-barones, dük-düşes, lord-lady…

ayrıca sparrow’a haksızlık ediyorum çünkü çok fazla kredi veriliyor kendisine. sparrow bence muazzam bir yan karakter ayrıca j. depp isimli beyefendiyi de severim..

Yorum tarafından sarunas jasikevicius




Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s



%d blogcu bunu beğendi: