¿


Bu Sen Misin?
Haziran 21, 2008, 9:06 pm
Filed under: alt+168, eski püskü, foto moto


Kalabalık içerisindeyken, çevrende yüzlerce tanıdık yüz varken bi başına kaldığını, herkese gülümserken aslında cildinin altında kafatası denen iğrenç kemiklerin gülmediğini ve aslında ruhunun da gülmediğini bilmen ironik bir şey mi?

Kampuste yürürken moralsizsin belki. Belki herkes moralsiz. herkes hafif delilik sınırlarında hareket ederken, “okulum bitecek mi?” veya “sınavlara çalışmaktan kafayı yedim. çılgınlığım da bundan, saklı gözyaşlarım da” modundayken en mantıklı halinin en üzgün anında ortaya çıkması komik mi, trajik mi?

Bu sen misin?

O kalabalık içerisinde eski sevgililerini, sevgilsinden ayrı kaldığı 24 saatte seninle cinsel ilişki kuran insanları, o insanların 24 saatliğine ayrıldığı insanları ve o insanlara aşık insanları görüyorsun. Bazısıyla 3 ayını paylaşmışsındır belki, bazısıyla bi geceni, bazısıyla bi gününü.. Belli mi olur? Daha uzun, daha güçlü, daha umutlu şeyler de düşlemişsindir belki?
Hiç biri o an yanında değilken inanıyor musun kadere? Karmaya? Eden buluyor mu? Yoksa bunlar sadece senin kurmaca düşüncelerin mi? Çok mu bencilsin acaba sadece kendin hakkında felsefi çıkarımlar yapıyorsun? Önemli misin sence koca evrende ki olaylar senin çevrende senmerkezli gelişiyor? Kitap almaya çıkıyorum diye evden çıkıp serserilerin olduğunu bildiğin sokaklardan yürümen cesaret mi? Yoksa sadece belanı mı arıyorsun? Ailen içerideyken neden sigara içiyorsun? Yakalanmak mı amacın gizliden gizliye?

Bütün herşey bi sebepten mi oluyor yoksa sen mi bunları yaratıp etik dersler almaya çabalıyorsun kendi kendine? Böyle mi farkedeceksin ne olduğunu, nasıl olduğunu?

Tüm filmin kamerası senin gözlerin diye yönetmen sen misin? Veya olayları yaşayan kahraman veya anti-kahraman? Her zaman anti-kahramanlara özendin aslında değil mi? Kendi etiği eşliğinde keyfince hareket eden ve her zaman kazanan. Grup kazancını değil kendi kazancını maksimize eden adam olmak daha kolay değil mi?

Sanırım kimse ne yönetmen, ne de başrol. Herkes sadece kameraman. Olayları gören ve kendi kendine anlatan. Belki de herkes yönetmen veya başrol. Sonuçta 7 milyar kötü film var ortada izleyemediğin. Elinde olan sadece kendi prodüksüyonun. Herkesin o filmi görmesini istemek de senin elinde, kendi özel belgeselin haline getirip değerlendirmek de… Veya geride kalan her kayıdı “bundan bi bok olmaz” diyerek çöpe atmak da senin elinde. Neyse ne de olsa izleyip “ahaha benimki daha güzel” diyebileceğin bi sürü film var çevrende..

Ama cevaplanması gereken tek ve önemli soru şu:

Gerçekten o kadar önemli misin ki evren sana uygun cevaplar veriyor, yoksa o cevapların olmasını sen mi sağlıyorsun kendi kendine?


Yorum Yapın so far
Yorum bırakın



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s



%d blogcu bunu beğendi: